Translate

15 Eylül 2015 Salı

HADDİN MİDİR EY GÖNÜL?



Sarsam, sarmalasam.. Alsam da yedi kat altına gömsem toprakların. Kör kuyulara bağırsam da kimselere duyurmasam tek bir ahımı. Kuşlara anlatsam, yedi cihana dağılsa da kimsecikler bilmese bu dert kimdendir. Şimdi ben sussam, akmaya meyletmeyen gözyaşlarım kurusa, beni bilen tanıyan en yakınımdan kırk kat ellere kadar herkes duymadan, bilmeden, görmeden uzaklaşsa. Anlatmasam.. Anlatamam da...

Taşlaşmış kalbim. Kırılmayacak kadar sağlamından değil çoktan kırmış kıymet verdiğim. Taşlaşmış da bilmez olmuş neymiş sevmek... Kim kırılır kim üzülür bilmez olmuş. Kim hakikat kim gerçek kim sahte bilmez olmuş. Kim yakın kim uzak kim var kim yok görmez olmuş. Kimedir bunca sitem kimden sebeptir bu elem sorsa cevap duyamaz olmuş.

El olmuş yabancı olmuş bin bir kere, suspus olmuş lal olmuş yine... Ben derdime çare arar leyla olamamanın hüznünü yaşar iken mecnunluk da gözümüz yoktu deyip başını bir arpa boyu indirmeden göz göze gelemeden kibirinden cakasını atar derdime dert katar olmuş.

Şimdi neye meyledeceksin ey gönül? Kim verdi kim aldı bilirken kendine mi kızacaksın O'na mı? Her kusurda bir güzellik ararken kusur senmişsin, söyle şimdi nasıl kusursuz olacaksın? Bu gaflette boğulurken, gururum diye inlerken, öfkenden kudurup kendini yer bitirirken söylesene ey insanu mahlukat şimdi kimden medet umacaksın? Senin gibi bir garip kuldan mı? Bir zerre olsun başını koymamışken toprağa yine de O'nun huzuruna varmayacak mısın? Bunca hüsrana uğrayışın yeter! Bakıpta göremediğin yerde gül de sümbül de biter. Sen güzel ol ey gönül kusurda güzellik ara yine lakin artık kusurundan kendini yiyipte bitirme!..Bir sonbahara daha katlanmalısın şimdi. Düşen yaprağın da derdini yü
klenme!